İçeriğe geç

Sahîh-i Buhârî64. kitap

Biz Hendek Savaşı gününde siper kazıyorduk. Önümüze son derece sert bir kaya çıktı. Sahâbîler, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelip: Siperde önümüze bu kaya çıktı, dediler. Rasûlullah: “Ben hendeğe ineceğim” buyurdu

باب غَزْوَةُ الْخَنْدَقِ وَهْىَ الأَحْزَابُ

Sahih Sahîh-i Buhârî hadisi Sahîh-i Buhârî 4101

Râvi:Jâbir ibn Abdullah

حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ أَيْمَنَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَتَيْتُ جَابِرًا ـ رضى الله عنه ـ فَقَالَ إِنَّا يَوْمَ الْخَنْدَقِ نَحْفِرُ فَعَرَضَتْ كُدْيَةٌ شَدِيدَةٌ، فَجَاءُوا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا هَذِهِ كُدْيَةٌ عَرَضَتْ فِي الْخَنْدَقِ، فَقَالَ ‏"‏ أَنَا نَازِلٌ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَامَ وَبَطْنُهُ مَعْصُوبٌ بِحَجَرٍ، وَلَبِثْنَا ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ لاَ نَذُوقُ ذَوَاقًا، فَأَخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمِعْوَلَ فَضَرَبَ، فَعَادَ كَثِيبًا أَهْيَلَ أَوْ أَهْيَمَ، فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ائْذَنْ لِي إِلَى الْبَيْتِ‏.‏ فَقُلْتُ لاِمْرَأَتِي رَأَيْتُ بِالنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا، مَا كَانَ فِي ذَلِكَ صَبْرٌ، فَعِنْدَكِ شَىْءٌ قَالَتْ عِنْدِي شَعِيرٌ وَعَنَاقٌ‏.‏ فَذَبَحْتُ الْعَنَاقَ وَطَحَنَتِ الشَّعِيرَ، حَتَّى جَعَلْنَا اللَّحْمَ فِي الْبُرْمَةِ، ثُمَّ جِئْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَالْعَجِينُ قَدِ انْكَسَرَ، وَالْبُرْمَةُ بَيْنَ الأَثَافِيِّ قَدْ كَادَتْ أَنْ تَنْضَجَ فَقُلْتُ طُعَيِّمٌ لِي، فَقُمْ أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَرَجُلٌ أَوْ رَجُلاَنِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ كَمْ هُوَ ‏"‏‏.‏ فَذَكَرْتُ لَهُ، قَالَ ‏"‏ كَثِيرٌ طَيِّبٌ ‏"‏‏.‏ قَالَ ‏

"‏ قُلْ لَهَا لاَ تَنْزِعُ الْبُرْمَةَ وَلاَ الْخُبْزَ مِنَ التَّنُّورِ حَتَّى آتِيَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ قُومُوا ‏"‏‏.‏ فَقَامَ الْمُهَاجِرُونَ وَالأَنْصَارُ، فَلَمَّا دَخَلَ عَلَى امْرَأَتِهِ قَالَ وَيْحَكِ جَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْمُهَاجِرِينَ وَالأَنْصَارِ وَمَنْ مَعَهُمْ‏.‏ قَالَتْ هَلْ سَأَلَكَ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ ادْخُلُوا وَلاَ تَضَاغَطُوا ‏"‏‏.‏ فَجَعَلَ يَكْسِرُ الْخُبْزَ وَيَجْعَلُ عَلَيْهِ اللَّحْمَ، وَيُخَمِّرُ الْبُرْمَةَ وَالتَّنُّورَ إِذَا أَخَذَ مِنْهُ، وَيُقَرِّبُ إِلَى أَصْحَابِهِ ثُمَّ يَنْزِعُ، فَلَمْ يَزَلْ يَكْسِرُ الْخُبْزَ وَيَغْرِفُ حَتَّى شَبِعُوا وَبَقِيَ بَقِيَّةٌ قَالَ ‏"‏ كُلِي هَذَا وَأَهْدِي، فَإِنَّ النَّاسَ أَصَابَتْهُمْ مَجَاعَةٌ ‏"

Câbir b. Abdullah -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Biz Hendek Savaşı gününde siper kazıyorduk. Önümüze son derece sert bir kaya çıktı. Sahâbîler, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelip: Siperde önümüze bu kaya çıktı, dediler. Rasûlullah: “Ben hendeğe ineceğim” buyurdu, sonra ayağa kalktı, açlıktan karnına taş bağlamıştı. Biz üç gün müddetle yiyecek hiçbir şey tatmaksızın orada kalmıştık. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kazmayı eline aldı ve sert kayaya vurdu, o kaya un ufak olup kum yığınına döndü. Ben: Yâ Rasûlallah! Eve gitmeme izin veriniz, dedim. Evde eşime: Ben, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’i dayanılmayacak bir halde gördüm, yanında yiyecek bir şey var mı? diye sordum. Eşim: Biraz arpa ile bir de oğlak var, dedi. Ben oğlağı kestim, arpayı da öğüttüm. Eti tencereye koyduk. Sonra ben, ekmek pişmekte, tencere de taşlar üzerinde kaynamakta iken, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldim. Ey Allah’ın Rasûlü! Birazcık yemeğim var, bir iki kişiyle birlikte bize gidelim, dedim. Rasûlullah: “O yemek ne kadar?” diye sordu. Ben de olanı söyledim. Bunun üzerine: “Ooo! Hem çok, hem güzel. Hanımına söyle de, ben gelinceye kadar tencereyi ateşten indirmesin, ekmeği de fırından çıkarmasın!” buyurdu. Sonra ashâba: “Kalkınız” dedi, muhacirler ve ensar hep birlikte kalktılar. Ben telaşla eşimin yanına varıp: Vay başımıza gelenler! Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında muhacirler, ensâr ve beraberlerinde olanlarla birlikte geldi, dedim. Karım: Sana ne kadar yemeğimiz olduğunu sordu mu? dedi, ben: Evet, dedim.

Rasûlullah sahâbîlere: “Giriniz, birbirinizi sıkıştırmayınız” buyurdu. Rasûlullah ekmeği koparıyor, üzerine et koyuyor ve her defasında tencereyi ve fırını kapıyor, ondan aldığını ashâbına veriyordu. Sonra yine aynını yapıyordu. Onların hepsi doyuncaya kadar, ekmeği koparıp üzerine et koymaya devam etti. Neticede bir miktar yiyecek arttı. Rasûlullah karıma: “Bunu ye, konu komşuya da hediye et, çünkü insanları açlık perişan etti” buyurdu.Bir başka rivayette Câbir şöyle demiştir: Hendek kazıldığı zaman ben Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’de açlık gördüm. Hemen eşimin yanına dönüp: Yanında bir şey var mı? Çünkü ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in çok acıktığını gördüm, dedim. Eşim bana içinde bir ölçek arpa olan bir dağarcık çıkardı. Bizim bir de besili kuzucuğumuz vardı. Hemen ben onu kestim, arpayı da eşim öğüttü. Ben işimi bitirinceye kadar, o da işini bitirmişti. Eti parçalayıp tencereye koydum. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına dönerken eşim bana: Sakın beni Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve yanındakilere rezil etme, dedi! Bu sebeple Rasûlullah’a durumu gizlice söyleyerek: Yâ Rasûlallah! Küçük bir kuzumuz vardı onu kestik, bir ölçek de arpa öğüttüm. Bir kaç kişi birlikte buyurunuz, dedim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Ey Hendek ehli! Câbir bir ziyafet hazırlamış, haydi buyurun!” diye yüksek sesle bağırdı. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bana dönerek: “Ben gelinceye kadar sakın tencerenizi ateşten indirmeyin, hamurunuzu da ekmek yapmayın” buyurdu. Ben eve geldim, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de halkın önünden geldi. Ben eşimin yanına varınca bana: Ah seni seni, dedi. Ben de: Senin bana söylediğini aynen yaptım, dedim. Eşim hamuru çıkardı. Rasûlullah ona tükürdü ve bereketli olması için dua etti; sonra tenceremize yönelip ona da tükürdü ve bereketlenmesi için dua etti. Sonra da karıma: “Bir ekmekçi hanım çağır da seninle beraber ekmek yapsın. Tencerenizden yemeği kepçe ile al, onu ateşten de indirmeyiniz” buyurdu. Gelenler bin kişi idiler. Allah’a yemin ederim güzelce yediler, hatta kalanı bırakıp gittiler. Tenceremiz eksilmeden kaynıyor, azalmayan hamurumuzdan da iki hanım tarafından sürekli ekmek yapılıyordu.

Rivayet eden: Buhârî (No. 4101).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Câbir -radıyallahu anh- Hendek Savaşı gününde Medine'nin etrafına kendileri ile düşman arasında hendek kazdıklarını haber vermiştir. Hendek kazarken son derece sert bir kaya çıkmış kazma bile fayda vermemiştir. Bu kayanın zorluğunu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e haber verdiklerinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hendeğe indi ve açlıktan dolayı karnına taş bağlamıştı. Rasûlllah kazmayı; dağdaki kayalarının parçalanmasında kullanılan demir parçasıyla kayaya vurmuş ve o kaya un ufak olup kum yığınına dönmüştür. Câbir -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Evime gittim hanımıma evde yiyecek bir şey var mı? dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'de gördüğü açlığın eserini hanımına haber vermiştir. Hanımı içinde arpa olan deriden bir kap çıkarmıştır. Birde onların oğlağı -annesinin yeni doğurduğu keçi yavrusu- vardı ve eve alışkın bir hayvandı. Oğlağı kesip arpayı öğüttüler ve eti taşın üzerinde pişmesi için tencereye koydular. Câbir -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına dönmüş onun için az bir yemek hazırlattığını yanındaki herkese yetmeyeceğini gizlice söylemiştir. Rasûllah ile birlikte bazı sahabelerin gelmesini ondan rica etmiştir. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Ey Hendek ehli! Câbir bir ziyafet hazırlamış, haydi buyurun!” diye yüksek sesle bağırmıştır. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Câbir'in evine giderek hamur istemiş ve içine tükürmüştür. Aynı zamanda tencerenin içine de tükürerek her ikisi için bereketli olmasını dilemiştir. Bu durum Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in -hususiyet ve bereketindendir- Yemeği hazırlama hususunda Câbir -radıyallahu anh-'ın hanımına yardım edecek birisini çağırmalarını istedi. Orda bulunan topluluk o yemekten yediler ve oradan ayrıldılar yemek ilk olduğu halde duruyordu. Tencere kaynıyor, hamurdan ekmek yapılıyor sanki ondan hiçbir şey eksilmemiş gibiydi.

Arapça açıklama

حكى جابر رضي الله عنه أنهم كانوا يوم الخندق يحفرون حول المدينة خندقا يحول بينهم وبين الأعداء، فظهرت قطعة شديدة صلبة في عرض الأرض، لا يعمل فيها الفأس، فشكوا لرسول الله صلى الله عليه وسلم صعوبتها، فنزل رسول الله صلى الله عليه وسلم الخندق وبطنه مربوط بحجر من شدة الجوع، فأخذ المعول وهو قطعة من حديد ينقر بها الجبال فضربه بها فانقلب الحجر وصار رملًا ناعمًا.

قال جابر: فذهبت إلى بيتي فقلت لزوجي هل عندنا شيء من الطعام؟ وأخبرها بحال رسول الله صلى الله عليه وسلم التي كان عليها من أثر الجوع، فأخرجت زوجه وعاء من جلد فيه شعير، وكانت لهم عناق -وهي ولد المعز أول ما تضعه أمه- قد ألفت البيت، فذبحتها وطحنت الشعير وجعلت اللحم في القدر الذي من الحجر، وذهب جابر إلى النبي صلى الله عليه وسلم فأخبره سراً بأنه قد صنع له طعاماً يسيرًا لا يكفي كل من معه، وطلب منه أن يأتيه هو وبعض أصحابه، فنادى رسول الله صلى الله عليه وسلم : يا أهل الخندق إن جابراً صنع طعاماً فأسرعوا إليه. ثم ذهب رسول الله إلى بيت جابر وطلب العجين فبصق فيه، وكذلك بصق في القدر، ودعا بالبركة فيهما، وهذا من خصائصه وبركته صلى الله عليه وسلم ، وطلب منهم أن يدعو من يساعد زوج جابر في صنع الطعام، وجاء القوم فأكلوا ثم انصرفوا والطعام باق على ما هو عليه، القدر يغلي والعجين يخبز كأنه لم ينقص منه شيء.

  • الحث على التعاون في العمل الذي يعود بالنفع على المسلمين.
  • حب الصحابة -رضي الله عنهم- لرسول الله -صلى الله عليه وسلم-.
  • حرص رسول الله -صلى الله عليه وسلم- أن يعم الخير جميع أصحابه، وهذا ينمي روح الجماعة والوحدة.
  • لا ينبغي للمقاتل أن يغادر مكانه وموقعه إلا بإذن من الأمير.
  • معجزة تكثير الطعام لرسول الله -صلى الله عليه وسلم-.
  • استحباب الهدية وبخاصة أيام الحاجة والمجاعة.

Klasik şerh

İbn Hacer el-Askalânî — Fethu'l-Bârî

قَوْله : ( عَنْ أَبِيهِ ) فِي رِوَايَةِ يُونُسَ بْنِ بُكَيْر فِي زِيَادَات الْمَغَازِي " عَنْ عَبْد الْوَاحِد بْن أَيْمَن الْمَخْزُومِيّ ". قَوْله : ( أَتَيْت جَابِرًا فَقَالَ إِنَّا يَوْمَ الْخَنْدَقِ ) فِي رِوَايَة الْإِسْمَاعِيلِيّ مِنْ طَرِيق الْمَحَارِبِيّ عَنْ عَبْد الْوَاحِد بْن أَيْمَن عَنْ أَبِيهِ " قَالَ قُلْت لِجَابِرِ بْن عَبْد اللَّه حَدِّثْنِي بِحَدِيثٍ عَنْ رَسُول اللَّه صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَرْوِيه عَنْك فَقَالَ : كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ ". قَوْله : ( فَعَرَضَتْ كَيْدَةٌ ) كَذَا لِأَبِي ذَرٍّ بِفَتْحِ الْكَاف وَسُكُون التَّحْتَانِيَّة , قِيلَ : هِيَ الْقِطْعَة الشَّدِيدَة الصُّلْبَةُ مِنْ الْأَرْضِ , وَقَالَ…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Buhârîv. 256 h. Sahihصحيح Hadis صحيح البخاري No. 4101

Diğer rivayetler

Ayrıca rivayet edenler… (1)
  • شرح السنة (3700)إِنَّا يَوْمَ الْخَنْدَقِ نَحْفِرُ ، فَعَرَضَتْ كُدْيَةٌ شَدِيدَةٌ ، فَجَاءُوا النَّبِيَّ ﷺ فَقَالُوا : هَذِهِ كُدْيَةٌ عَرَضَتْ فِي الْخَنْدَقِ ، فَقَالَ : أَنَا نَازِلٌ ، ثُمَّ قَامَ وَبَطْنُهُ مَعْصُوبٌ بِحَجَرٍ ، وَلَبِثْنَا ثَلاثَةَ أَيَّامٍ لا نَذُوقُ ذَوَاقًا ، فَأَخَذَ النَّبِيُّ ﷺ الْمِعْوَ

Aynı konuda

Konular