İçeriğe geç

Sahîh-i Buhârî64. kitap

Ömer -radıyallahu anh- kızı Hafsa’nın dul kaldığı zamandan bahsederek dedi ki: Osman b. Affân -radıyallahu anh- ile karşılaştım ve ona Hafsa’dan söz ederek; “İstersen sana Ömer'in kızı Hafsa’yı nikâhlayayım” dedim. Osman -radıyallahu anh-: "Hele bir düşüneyim" cevabını verdi.

Sahih Sahîh-i Buhârî hadisi Sahîh-i Buhârî 4005

Râvi:Abdullah b. Ömer

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يُحَدِّثُ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ حِينَ تَأَيَّمَتْ حَفْصَةُ بِنْتُ عُمَرَ مِنْ خُنَيْسِ بْنِ حُذَافَةَ السَّهْمِيِّ وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ شَهِدَ بَدْرًا تُوُفِّيَ بِالْمَدِينَةِ قَالَ عُمَرُ

فَلَقِيتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ حَفْصَةَ فَقُلْتُ إِنْ شِئْتَ أَنْكَحْتُكَ حَفْصَةَ بِنْتَ عُمَرَ‏.‏ قَالَ سَأَنْظُرُ فِي أَمْرِي‏.‏ فَلَبِثْتُ لَيَالِيَ، فَقَالَ قَدْ بَدَا لِي أَنْ لاَ أَتَزَوَّجَ يَوْمِي هَذَا‏.‏ قَالَ عُمَرُ فَلَقِيتُ أَبَا بَكْرٍ فَقُلْتُ إِنْ شِئْتَ أَنْكَحْتُكَ حَفْصَةَ بِنْتَ عُمَرَ‏.‏ فَصَمَتَ أَبُو بَكْرٍ، فَلَمْ يَرْجِعْ إِلَىَّ شَيْئًا، فَكُنْتُ عَلَيْهِ أَوْجَدَ مِنِّي عَلَى عُثْمَانَ، فَلَبِثْتُ لَيَالِيَ، ثُمَّ خَطَبَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَنْكَحْتُهَا إِيَّاهُ، فَلَقِيَنِي أَبُو بَكْرٍ فَقَالَ لَعَلَّكَ وَجَدْتَ عَلَىَّ حِينَ عَرَضْتَ عَلَىَّ حَفْصَةَ فَلَمْ أَرْجِعْ إِلَيْكَ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ فَإِنَّهُ لَمْ يَمْنَعْنِي أَنْ أَرْجِعَ إِلَيْكَ فِيمَا عَرَضْتَ إِلاَّ أَنِّي قَدْ عَلِمْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ ذَكَرَهَا، فَلَمْ أَكُنْ لأُفْشِيَ سِرَّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَلَوْ تَرَكَهَا لَقَبِلْتُهَا‏.‏

Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-’dan rivayet edildiğine göre Ömer -radıyallahu anh- kızı Hafsa’nın dul kaldığı zamandan bahsederek dedi ki: Osman b. Affân -radıyallahu anh- ile karşılaştım ve ona Hafsa’dan söz ederek; “İstersen sana Ömer'in kızı Hafsa’yı nikâhlayayım” dedim. Osman -radıyallahu anh-: "Hele bir düşüneyim" cevabını verdi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra karşılaştığımızda, “Şimdilik evlenemeyeceğim” dedi. Sonra Ebû Bekir -radıyallahu anh-’a rastladım. Ona da: "İstersen sana kızım Hafsa’yı nikâhlayayım" dedim. Ebu Bekir -radıyallahu anh- ise sustu; ağzını açıp da bir söz söylemedi. Bu sebeple ona Osman’a gücendiğimden daha fazla kızdım. Aradan birkaç gün geçtikten sonra Hafsa’ya Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- talip oldu. Ben de kızımı ona nikâhladım. O sıralarda Ebû Bekir’le karşılaştığımızda bana: "Hafsa’yla evlenmemi istediğin, benim de sana cevap vermediğim zaman herhalde bana gücenmişsindir" dedi. Ben: Evet, diye cevap verdim. Ebû Bekir -radıyallahu anh- şunları söyledi: "Bana bu konuyu açtığında sana bir cevap vermeyişimin sebebi, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Hafsa ile evlenmekten söz etmesidir. Elbette Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in sırrını ifşâ edemezdim. Şayet Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Hafsa ile evlenmekten vazgeçseydi, elbette onunla evlenmeyi kabul ederdim."

Rivayet eden: Buhârî (No. 4005, 5122, 5129, 5145).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- hadiste kızı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabelerinden olan Huneyn b. Huzâfe es-Sehmî'den o da Abdullah b. Huzâfe'nin kardeşi olup Medine'de vefat etti. Ölümünün sebebi Uhud Savaşı'nda kendine isabet eden yara idi. İslam'a girmede önce davrananlardan idi ve Habeş diyarına hicret etmişti. Kızı Hafsa dul kaldığı zaman Ömer -radıyallahu anh- şöyle dedi: ''Osman -radıyallahu anh- ile karşılaştım.'' Yani Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimizin kızı olan hanımı Rukiye vefat ettikten sonra karşılaştı. Ömer -radıyallahu anh- dedi ki: ''Ona Hafsa’yı kendisiyle nikâhlamayı teklif ettim.” Bunda bir insanın kızını hayırlı ve salih bir insana teklif etmesinin caiz olması vardır. Buhari'nin bab başlığında yazdığı gibi bunda bir eksiklik yoktur. Ömer -radıyallahu anh- dedi ki: ''İstersen sana Ömer'in kızı Hafsa’yı nikâhlayayım” dedim. Ona, bu uslup ile geldi. O da şart cümlesiyle olan bir tabirdir. Muhatabı seçimde özgür bırakır. Bu güzel ve kabul etmeye rağbet ettiren bir beyandır. Kızını kendine nispet etti. Sanki o şöyle demektedir: Sen Ömer'in kızını onun kim olduğunu ve onun güzel bir tabiatı olduğunu biliyorsun. Osman -radıyallahu anh-'ın cevabı: ''Hele bir düşüneyim'' oldu. Bu işimde düşüneyim şimdi mi evleneyim yoksa evlenmeyi erteleyeyim mi? Ömer -radıyallahu anh-dedi ki: ''Aradan birkaç gün geçtikten sonra karşılaştığımızda, bu günlerde “Şimdilik evlenmeyeceğim belli oldu” dedi. Osman -radıyallahu anh- bu söz ile mutlak bir zaman kast etmiştir. Bu günlerde demek istemiştir. Bu sözü ile yasak olan evlenmekten uzak durmak ve kopmak/bırakmak halini ortadan kaldırmak için söylemiştir. Ömer -radıyallahu anh- dedi ki: Ebu Bekir -radıyallahu anh- ile karşılaştım. Evlendirme işi tamam olduktan ve Ebu Bekir'in Ömer'in talebine niçin böyle karşılık verdiğini ortaya koyacak şekilde işin hakikatinin ortaya çıktıktan sonra kardeşinin hatırını almak için Ebu Bekir es-Sıddîk -radıyallahu anh- niçin evlenemediğine dair özrünü sundu. ''Umulur ki sen'' şefkatten dolayı olup Ömer -radıyallahu anh-'ın güzel ahlakına binaen söylemiştir. Çünkü o bunun için kızmaz. Ancak tabiatı gereği onun kızabileceği de ihtimaldir. Bunun için ona umulur ki sen dedi. Sıddîk dedi ki: ''Hafsa’yla evlenmemi istediğin, benim de sana cevap vermediğim zaman herhalde bana gücenmişsindir, dedi. Ben: Evet, diye cevap verdim. Bu, olanı haber vermek ve doğruluk ile amel etmek için Ömer -radıyallahu anh-'ın verdiği cevaptır. Ebû Bekir şunları söyledi: Bana bu konuyu açtığında sana bir cevap vermeyişimin sebebi, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Hafsa ile evlenmekten söz etmesidir. Yani onunla evlenmek istedim. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Hafsa'yı istemekle ilgili rağbeti diğerlerinin haricinde Ebû Bekir -radıyallahu anh-'ın huzurunda olmuş olabilir. Bunu söylenmesi caiz olmayan sır olarak görmüştür. Bunun için şöyle dedi: Elbette Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in sırrını ifşâ edemezdim. Bana gizli olarak söylediği ve zikrettiği şeyi şayet Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Hafsa ile evlenmekten vazgeçseydi, elbette onunla evlenirdim. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nişan yapmayı istediği birini nişanlamak istemek haram olur. Bunda ümmete ve bu ümmetin fertlerine bir edep öğretilmektedir. Bu edep; yapılması gereken sırrı gizlemek ve gizlemede aşırıya gitmek, sözü ona doğru çekecek bir şeyden konuşmamaktır.

Arapça açıklama

في الحديث أخبر عبد الله بن عمر -رضي اللَّه عنهما- أنّ عمر رضي الله عنه- حين تأيمت بنته "حفصة" أي من خنيس بن حذافة السهمي، وهو أخو عبد الله بن حذافة، وكان من أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم توفي بالمدينة، وكان موته من جراحة أصابته بأحد، وكان من السابقين إلى الإسلام وهاجر إلى أرض الحبشة.

قال عمر: "لقيت عثمان بن عفان" أي بعد موت زوجته رقية بنت سيدنا رسول الله صلى الله عليه وسلم .

قال عمر: "فعرضت عليه حفصة" ففيه جواز عرض الإنسان بنته على أهل الخير والصلاح، ولا نقص في ذلك، كما ترجم به البخاري.

قال عمر: "فقلت: إن شئت أنكحتك حفصة بنت عمر" وأتى بهذا الأسلوب: وهو التعبير بالجملة الشرطية، تجعل المخاطب حر الاختيار، وهذا من حسن البيان المشجع والحاض على القبول، ونسب ابنته إليه، وهذا فيه إيجاز بالحذف، كأنه يقول: أي بنت عمر وأنت تعلم شأنه وحسن خلطته.

فكان رد عثمان: "سأنظر في أمري" أي أفكر في شأني هل أتزوج الآن أو أؤخر ذلك، قال عمر: "فلبثت ليالي ثم لقيني فقال: قد بدا لي أن لا أتزوج يومي هذا" أراد عثمان من ذلك مطلق الزمن: أي في زمني هذا، وأتى به لدفع توهم إرادته التبتل والانقطاع عن التزوج المنهي عنه، قال عمر: "فلقيت أبا بكر الصديق رضي الله عنه فقلت: إن شئت أنكحتك حفصة بنت عمر فصمت" فترك الصديق الكلام عن قصد ولِدَاعٍ له أَخَص من السكوت، قال عمر: "فكنت أوجد" أي أشد غضباً "عليه منى على عثمان" وذلك لأن عثمان حصل منه الجواب، وأمَّا الصديق فتركه أصلاً، "فلبثت ليالي ثم خطبها النبي صلى الله عليه وسلم فأنكحتها إياه فلقيني أبو بكر" أي بعد تمام التزويج وزوال محذور بيان حقيقة الأمر، قال الصديق وقدّم لاعتذاره وتطييبا لخاطر أخيه: "لعلك" هي للإشفاق، وأتى به اعتماداً على حسن خلق عمر، وأنه لا يغضب لذلك، ولكن جواز الغضب منه بحسب الطبع، فقال له ذلك، قال الصديق: "لعلك وجدت علي حين عرضت عليّ حفصة فلم أرجع" أي غضبت علي حينها، فقال عمر: "نعم": وهذا من عمر إخباراً بالوقوع وعملاً بالصدق، فقال أبو بكر الصديق "فإنه لم يمنعني أن أرجع إليك فيما عرضت عليّ إلا أني كنت علمت أن النبيّ -صلى اله عليه وسلم- ذكرها"، أي: كنت مريداً التزوج بها، ولعل ذكر النبي صلى الله عليه وسلم في رغبته في خطبة حفصة كان بحضرة الصديق دون غيره، فرأى أن ذلك من السرّ الذي لا يباح؛ فلذا قال "فلم أكن لأفشي سرّ رسول الله" صلى الله عليه وسلم أي أظهر ما أسره إليّ وذكره لي، "ولو تركها النبيّ" صلى الله عليه وسلم بالإعراض عنها "لقبلتها": وهذ لأنه يحرم خطبة من ذكرها النبي صلى الله عليه وسلم على من علم به.

وفي هذا تربية للأمة وأفرادها، وأن الذي ينبغي: كتم السر، والمبالغة في إخفائه، وعدم التكلم فيما قد يخشى منه أن يجرّ إلى شيء منه.

  • جواز عرض الإنسان ابنته أو أخته على أهل الخير والصلاح؛ لما فيه من النفع العائد على المعروضة عليه.
  • فضل كتمان السر والمبالغة في إخفائه؛ فإذا أظهره صاحبه؛ ارتفع الحرج عمن سمعه.
  • يجوز الزواج بامرأة ذكرها رسول الله -صلى الله عليه وسلم- ثم أعرض عنها؛ لأنها لا تعد من أزواجه.
  • المعاتبة لا تفسد المحبة، بل العتاب على قدر المحبة كما قيل، ولذلك كان عمر -رضي الله عنه- عاتبا على أبي بكر -رضي الله عنه- أشد من عَتبه على عثمان -رضي الله عنه-؛ لما كان لأبي بكر -رضي الله عنه- عند عمر -رضي الله عنه- ولعمر عند أبي بكر -رضي الله عنه- من مزيد المحبة والمنزلة.
  • يستحب لمن أبدى عذره أن يقبل منه ذلك.
  • الثيب لا بد لها من ولي كالبكر؛ فلا تزوج نفسها.

Klasik şerh

İbn Hacer el-Askalânî — Fethu'l-Bârî

حَدِيث عُمَر حِين تَأَيَّمَتْ حَفْصَة , وَتَأَيَّمَتْ بِالتَّحْتَانِيَّةِ , الثَّقِيلَة أَيْ صَارَتْ أَيِّمًا , وَهِيَ مَنْ مَاتَ زَوْجهَا , وَخُنَيْس بِخَاءٍ مُعْجَمَة ثُمَّ نُون مُهْمَلَة مُصَغَّر وَهُوَ أَخُو عَبْد اللَّه بْن حُذَافَة بْن قَيْس السَّهْمِيّ , وَسَيَأْتِي شَرْح هَذَا الْحَدِيث مُسْتَوْفًى فِي كِتَاب النِّكَاح , وَالْغَرَض مِنْهُ هُنَا قَوْله فِيهِ " قَدْ شَهِدَ بَدْرًا " وَقَوْله : " أَوْجَدَ مِنِّي عَلَيْهِ " أَيْ أَشَدّ غَضَبًا وَهُوَ مِنْ الْمُوجِدَة , وَإِنَّمَا قَالَ عُمَر ذَلِكَ لِمَا كَانَ لِأَبِي بَكْر عِنْده وَلَهُ عِنْد أَبِي بَكْر مِنْ مَزِيد الْمَحَبَّة وَالْمَنْزِلَة , فَلِذَلِكَ كَانَ غَضَبه مِنْهُ أَشَدّ مِنْ غَضَبه مِنْ عُثْمَان.…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Buhârîv. 256 h. Sahihصحيح Hadis صحيح البخاري No. 4005
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (2)
  • SahihElbânî صحيح — صحيح النسائي (3259)
  • SahihBuhârî صحيح — صحيح البخاري (5122)

Diğer rivayetler

Hüküm yok Riyâzü's-Sâlihîn 685

Abdullah İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Hz. Ömerin kızı Hafsa dul kalınca dedi k; Osman ibni Affan’a rastladım kızımdan bahsettim istersen sana nikahlayayım dedim. O da hele bir durumuma bakayım dedi. Birkaç gün bekledim sonra karşılaştığımızda “bana öyle geliyor…

وعن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما أن عمر رضي الله عنه حين تأيمت بنته حفصة قال‏:‏ لقيت عثمان بن عفان رضي الله عنه ، فعرضت عليه حفصة فقلت‏:‏ إن شئت أنكحتك حفصة بنت عمر‏؟‏ قال‏:‏ سأنظر في أمري‏.‏ فلبثت ليالي، ثم لقيني…

Râvi: Abdullah b. Ömer

Ayrıca rivayet edenler… (10)
  • اعتلال القلوب للخرائطي (656)أَتَيْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ ، فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ حَفْصَةَ ، فَقُلْتُ : إِنْ شِئْتَ أَنْكَحْتُكَ حَفْصَةَ بِنْتَ عُمَرَ ، فَقَالَ : سَأَنْظُرُ فِي أَمْرِي ، فَلَبِثْتُ لَيَالِيَ ثُمَّ لَقِيَنِي ، فَقَالَ : قَدْ بَدَا لِي أَنْ لا أَتَزَوَّجَ بِنْتَ عُمَرَ ، وَلَقِيتُ أَبَا
  • البحر الزخار بمسند البزار (139)قَدْ كُنْتُ عَلِمْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ قَدْ ذَكَرَ حَفْصَةَ ، فَلَمْ أَكُنْ لأُفْشِيَ سِرَّ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ وَلَوْ تَرَكَهَا قَبِلْتُهَا
  • البحر الزخار بمسند البزار (2252)لَمَّا تَأَيَّمَتْ حَفْصَةُ مِنْ خُنَيْسِ بْنِ حُذَافَةَ السَّهْمِيِّ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ ﷺ قَدْ شَهِدَ بَدْرًا فَتُوُفِّيَ بِالْمَدِينَةِ ، قَالَ عُمَرُ : فَلَقِيتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ ، فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ حَفْصَةَ ، فَقُلْتُ : إِنْ شِئْتَ أَنْكَحْتُكَحَفْصَةَ بِنْتَ عُمَرَ ، قَالَ : سَأ
  • السنن الكبرى للبيهقي (12723)حِينَ تَأَيَّمَتْ حَفْصَةُ بِنْتُ عُمَرَ مِنْ خُنَيْسِ بْنِ حُذَافَةَ السَّهْمِيِّ وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ قَدْ شَهِدَ بَدْرًا ، فَتُوُفِّيَ بِالْمَدِينَةِ ، قَالَ عُمَرُ : فَلَقِيتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ ، فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ حَفْصَةَ ، فَقُلْتُ : إِنْ شِئْتَ أَنْكَحْتُكَ حَفْصَة
  • السنن الكبرى للنسائي (5182)فَلَقِيتُ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ ، فَقُلْتُ لَهُ : إِنْ شِئْتَ زَوَّجْتُكَ حَفْصَةَ بِنْتَ عُمَرَ ، فَصَمَتَ أَبُو بَكْرٍ فَلَمْ يَرْجِعْ إِلَيَّ شَيْئًا ، فَكُنْتُ عَلَيْهِ أَوْجَدَ مِنِّي عَلَى عُثْمَانَ ، فَلَبِثْتُ لَيَالِيَ ، ثُمَّ خَطَبَهَا رَسُولُ اللَّهِ ﷺ ، فَأَنْكَح
  • الطبقات الكبرى لابن سعد (9853)أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ حِينَ تَأَيَّمَتْ حَفْصَةُ بِنْتُ عُمَرَ مِنْ خُنَيْسِ بْنِ حُذَافَةَ السَّهْمِيِّ ، وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ فَتُوُفِّيَ بِالْمَدِينَةِ ، قَالَ عُمَرُ : فَأَتَيْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ حَفْصَةَ ، قَالَ : قُلْتُ : إِنْ شِئْتَ أَنْكَح
  • دلائل النبوة للبيهقي (1051)خَطَبَهَا رَسُولُ اللَّهِ ﷺ ، فَأَنْكَحْتُهَا إِيَّاهُ ، فَلَقِيَنِي أَبُو بَكْرٍ , فَقَالَ : لَعَلَّكَ وَجَدْتَ عَلَيَّ حِينَ عَرَضْتَ عَلَيَّ حَفْصَةَ فَلَمْ أَرْجِعْ إِلَيْكَ شَيْئًا ؟ قَالَ عُمَرُ : قُلْتُ : نَعَمْ ، قَالَ : فَإِنَّهُ لَمْ يَمْنَعْنِي أَنْ أَرْجِعَ إِلَيْكَ فِيمَا عَرَضْتَ عَلَي
  • مسند أبي بكر الصديق للمروزي (4)لَقِيتُ عُثْمَانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ ، فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ حَفْصَةَ ابْنَةَ عُمَرَ ، قَالَ : قُلْتُ : إِنْ شِئْتَ أَنْكَحْتُكَ حَفْصَةَ , قَالَ : سَأَنْظُرُ فِي أَمْرِي , فَلَبِثْتُ لَيَالِيَ , ثُمَّ لَقِيَنِي فَقَالَ : قَدْ بَدَا لِي أَلا أَتَزَوَّجَ يَوْمِي هَذَا , قَالَ عُمَرُ : فَلَقِيتُ أَبَ
  • مسند أبي يعلى الموصلي (7)خَطَبَهَا رَسُولُ اللَّهِ ﷺ ، فَأَنْكَحْتُهَا إِيَّاهُ ، فَلَقِيَنِي أَبُو بَكْرٍ ، فَقَالَ : لَعَلَّكَ وَجَدْتَ عَلَيَّ حِينَ عَرَضْتَ عَلَيَّ حَفْصَةَ ، فَلَمْ أَرْجِعْ إِلَيْكَ شَيْئًا ، قَالَ : قُلْتُ : نَعَمْ ، قَالَ : فَإِنَّهُ لَمْ يَمْنَعْنِي أَنْ أَرْجِعَ إِلَيْكَ فِيمَا عَرَضْتَ عَلَيَّ ،
  • مشكل الآثار للطحاوي (2883)فَخَطَبَهَا رَسُولُ اللَّهِ ﷺ ، فَأَنْكَحْتُهَا إِيَّاهُ , فَلَقِيَنِي أَبُو بَكْرٍ ، فَقَالَ : لَعَلَّكَ وَجَدْتَ عَلَيَّ حِينَ عَرَضْتَ عَلَيَّ حَفْصَةَ فَلَمْ أَرْجِعْ إِلَيْكَ شَيْئًا ؟ قُلْتُ : نَعَمْ . قَالَ : إِنَّهُ لَمْ يَمْنَعْنِي أَنْ أَرْجِعَ إِلا أَنِّي عَلِمْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ

Aynı konuda

Konular