Râvi:Zeyd b. Erkam
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي حَبِيبُ بْنُ أَبِي ثَابِتٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الْمِنْهَالِ، قَالَ سَأَلْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ وَزَيْدَ بْنَ أَرْقَمَ ـ رضى الله عنهم ـ عَنِ الصَّرْفِ،، فَكُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا يَقُولُ هَذَا خَيْرٌ مِنِّي. فَكِلاَهُمَا يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ
بَيْعِ الذَّهَبِ بِالْوَرِقِ دَيْنًا.
Ben, el-Berâ b.Âzib ile Zeyd b. Erkam –radıyallahu anhumâ-'ya sarraflıktan sordum. Bu iki sahabeden her biri, diğeri hakkında: O benden daha hayırlıdır (yani daha iyi bilir) diyerek her ikisi de: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- vadeye bağlanmış borç olarak altını gümüşle satmaktan nehyetti, diyorlardı.
Rivayet eden: Buhârî (No. 2180) ve Ahmed b. Hanbel (No. 17808).