İçeriğe geç

Sahîh-i Buhârî34. kitap

Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- munâbezeden (yani karşılıklı atışma suretiyle yapılan satıştan) nehyetti. Munâbeze; kişinin satacağı kumaşını, almak isteyenin o kumaşı alt üst etmesine ve ona bakmasına, düşünmesine fırsat vermeden önce alıcıya doğru atmasıdır (yani atması suretiyle yapılan bir satıştır) dedi. Ve yine Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-, mülâmeseden (yani el dokundurmak suretiyle yapılan satıştan) de nehyetti. Mülâmese, alıcının kumaşa bakmayıp, sadece elle dokunması suretiyle yapılan satıştır.

باب بَيْعِ الْمُلاَمَسَةِ

Sahih Sahîh-i Buhârî hadisi Sahîh-i Buhârî 2144

Râvi:Ebû Saîd el-Hudrî

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَامِرُ بْنُ سَعْدٍ، أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ ـ رضى الله عنه ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ

الْمُنَابَذَةِ، وَهْىَ طَرْحُ الرَّجُلِ ثَوْبَهُ بِالْبَيْعِ إِلَى الرَّجُلِ، قَبْلَ أَنْ يُقَلِّبَهُ، أَوْ يَنْظُرَ إِلَيْهِ، وَنَهَى عَنِ الْمُلاَمَسَةِ، وَالْمُلاَمَسَةُ لَمْسُ الثَّوْبِ لاَ يَنْظُرُ إِلَيْهِ‏.‏

Ebû Saîd El-Hudrî –radıyallahu anh-’tan- merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-, munâbezeden (yani karşılıklı atışma suretiyle yapılan satıştan) nehyetti. Munâbeze; kişinin satacağı kumaşını, almak isteyenin o kumaşı alt üst etmesine ve ona bakmasına, düşünmesine fırsat vermeden önce alıcıya doğru atmasıdır (yani atması suretiyle yapılan bir satıştır) dedi. Ve yine Ebû Saîd: Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-, mülâmeseden (yani el dokundurmak suretiyle yapılan satıştan) de nehyetti. Mülâmese, alıcının kumaşa bakmayıp, sadece elle dokunması suretiyle yapılan satıştır, dedi.

Rivayet eden: Buhârî (No. 2144), Nesâî (No. 4510, 4514) ve Ahmed b. Hanbel (No. 11464).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, akit yapan kişilerden birinin zarar görme durumu olabileceğinden dolayı Garar satışını yasakladı. (Garar, akıbeti meçhul olan ve elde edilip edilemeyeceği bilinemeyen şeydir.) Bu da, satıcı, alıcı ya da her ikisi içinde satılan şeyin bilinmemesi satışında ya da alışında aldatmak olduğundandır. Bey’ul-Münâbeze de bundandır. Örnek olarak satıcı elbiseyi müşterinin üzerine atar. Elbisenin önüne arkasına çevirip bakmadan satış anlaşması gerçekleşir. Bunun aynısı Bey’ul-Mülâmesedir. Elbiseye bakmadan evirip-çevirmeden elbiseye dokunmak suretiyle satış akdinin yapılması gibidir. Bu iki akit satışı üzerinde anlaşılan malda cehalet ve bilinmezliğe götüren akitlerdir. Akdi yapan iki kişide ya kazançlı ya da borçlu olma tehlikesi altındadırlar. Kendisinden nehyedilen kumar bölümüne girmiş olurlar.

Arapça açıklama

نهى النبي صلى الله عليه وسلم عن بيع الغَرَر، لما يحصل فيه من مضرة لأحد المتعاقدين، بأن يغبن في بيعه أو شرائه.

وذلك كأن يكون المبيع مجهولا للبائع، أو للمشتري، أو لهما جميعاً.

ومنه بيع المنابذة، بحيث يطرح البائع الثوب -مثلاً- على المشتري يعقدان البيع قبل النظر إليه أو تقليبه.

و مثله بيع الملامسة، كأن يجعلا العقد على لمس الثوب، مثلا، قبل النظر إليه أو تقليبه.

وهذان العقدان يفضيان إلى الجهل والغرر في المعقود عليه.

فأحد العاقدين تحت الخطر إما غانما أو غارماً، فيدخلان في (باب الميسر) المنهي عنه.

  • النهي عن بيع الملامسة والمنابذة.
  • البيع الغائب يصح بيعه إذا كان الوصف يحيط به وإذا وصف وصفاً تنتفي معه جهالته.
  • أًن هذين البيعين غير صحيحين، لأن النهي يقتضي الفساد.
  • استدل بذلك على عدم صحة شراء المجهول.

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Buhârîv. 256 h. Sahihصحيح Hadis صحيح البخاري No. 2144

Diğer rivayetler

Ayrıca rivayet edenler… (5)
  • السنة للمروزي (199)نَهَى عَنِ الْمُلامَسَةِ وَالْمُلامَسَةُ : لَمْسُ الثَّوْبِ لا يَنْظُرُ إِلَيْهِ ، وَعَنِ الْمُنَابَذَةِ وَهيَ طَرْحُ الرَّجُلِ ثَوْبَهُ إِلَى الرَّجُلِ بِالْبَيْعِ قَبْلَ أَنْ يُقَلِّبَهُ وَيَنْظُرَ إِلَيْهِ
  • السنن الكبرى للنسائي (5890)نَهَى عَنِ الْمُلامَسَةِ : لَمْسِ الثَّوْبِ لا يَنْظُرُ إِلَيْهِ ، وَعَنِ الْمُنَابَذَةِ : وَهُوَ طَرْحُ الرَّجُلِ ثَوْبَهُ إِلَى الرَّجُلِ بِالْبَيْعِ ، قَبْلَ أَنْ يُقَلِّبَهُ ، أَوْ يَنْظُرَ إِلَيْهِ
  • السنن الكبرى للنسائي (5894)عَنِ الْمُلامَسَةِ ، وَالْمُلامَسَةُ : لَمْسُ الثَّوْبِ ، لا يَنْظُرُ إِلَيْهِ ، وَعَنِ الْمُنَابَذَةِ ، وَالْمُنَابَذَةُ : طَرْحُ الرَّجُلِ ثَوْبَهُ إِلَى الرَّجُلِ ، قَبْلَ أَنْ يُقَلِّبَهُ
  • مستخرج أبي عوانة (3873)عَنِ الْمُلامَسَةِ ، وَالْمُلامَسَةُ : اللَّمْسُ ، وَلا يَنْظُرُ إِلَيْهِ ، وَعَنِ الْمُنَابَذَةِ : وَهِيَ طُرْحُ الرَّجُلِ ثَوْبَهُ إِلَى الرَّجُلِ بِالْبَيْعِ قَبْلَ أَنْ يُقَلِّبَهُ وَيَنْظُرَ إِلَيْهِ
  • مستخرج أبي عوانة (3876)عَنِ الْمُلامَسَةِ ، وَالْمُلامَسَةُ : لَمْسُ الثَّوْبِ لا يَنْظُرُ إِلَيْهِ ، وَعَنِ الْمُنَابَذَةِ ، وَالْمُنَابَذَةُ : طَرْحُ الرَّجُلِ ثَوْبَهُ إِلَى الرَّجُلِ قَبْلَ أَنْ يُقَلِّبَهُ

Aynı konuda

Konular