Abdullah b. Amr b. el-Âs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
"Senin sürekli oruç tuttuğun ve geceleri ibadetle geçirdiğin bana haber verildi, doğru mu?" diye buyurdu. Ben: “Evet” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Eğer böyle yaparsan gözlerin çöker (ferini kaybeder) ve nefsin (bedenin) yorulup bitkin düşer. Sürekli oruç tutan kimse (hakiki anlamda) oruç tutmuş sayılmaz. Her aydan üç gün oruç tutmak, bütün yıl oruç tutmak gibidir. Ben: “Ben bundan daha fazlasına güç yetirebilirim.” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Öyleyse Dâvûd aleyhisselam'ın orucunu tut. O bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Ayrıca düşmanla karşılaştığında da kaçmazdı.”
Rivayet eden: Buhârî (No. 1979, 3419), Müslim (No. 1159h, 1159i), Tirmizî (No. 770), Nesâî (No. 2397, 2399), İbn Mâce (No. 1706) ve Ahmed b. Hanbel (No. 6241, 6248, 6499, 6693).
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, Abdullah bin Amr -radıyallahu anhuma-'nın sene boyunca sürekli oruç tuttuğu ve hiç iftar etmediği, geceleri ibadetle geçirdiği ve hiç uyumadığı haber verildi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- onu bundan men etti ve ona şöyle dedi: Bazı günler oruç tut, bazı günlerde tutma. Gece namaza da kalk, uykunu da uyu. Ayrıca onu, sürekli oruç tutmaktan ve gecenin tamamını ibadetle geçirip hiç uyumamaktan da sakındırdı. Bunun sebebini açıklayarak şöyle buyurdu: Eğer bunu yaparsan gözlerin zayıflar, çöker ve ferini kaybeder; nefsin de yorulur, bitkin düşer ve güçten kesilir. Daha sonra: ‘Bütün yılı oruçla geçiren kimse oruç tutmuş sayılmaz’ buyurdu. Çünkü bu kimse, yasaklanan bir davranışı işlediği için orucun sevabını tam olarak elde edememiştir; öte yandan iftar da etmemiştir, zira yemekten ve içmekten uzak durmuştur. Böylece ne tam anlamıyla orucun faziletine erişmiş ne de iftar etmiş sayılmıştır. Daha sonra ona, her aydan üç gün oruç tutmasını tavsiye etti. Çünkü bu, bütün yıl oruç tutmak gibidir. Zira bir iyilik on katıyla karşılık görür; bu ise iyiliğe verilen en az miktardır. Bunun üzerine Abdullah şöyle dedi: Ben bundan daha fazlasını yapabilirim. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ise şöyle buyurdu: "Öyleyse en faziletli oruç olan Davud -aleyhisselam-'ın orucunu tut. Çünkü o, oruçların en faziletlisidir. Dâvûd bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Ayrıca düşmanla karşılaştığında kaçmazdı. Çünkü onun oruç tutma şekli bedenini zayıf düşürmezdi.
Hadisten çıkan dersler
Her aydan üç gün oruç tutmak, sanki bütün seneyi oruçlu geçirmek gibidir. Çünkü her iyiliğe on misliyle karşılık verildiğinden bunun karşılığı otuz gündür. Dolayısıyla her aydan üç gün oruç tutan, sanki bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur.
Allah'a davet yöntemlerinden biri de salih amele teşvik etmek, o amelin ve ona devamlılık göstermenin sevabını zikretmektir.
el-Hattâbî -rahimehullah- şöyle demiştir: Abdullah bin Amr kıssasının özü şudur: Allah Teâlâ kulunu sadece oruçla değil, çeşitli başka ibadetlerle de mükellef kılmıştır. Eğer kul bütün gücünü birine harcarsa, diğer ibadetlerde eksik kalır. Bu yüzden başka ibadetlere dermanı olması için bu konuda orta yollu olmak daha evladır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Davud -aleyhisselam- hakkındaki şu sözleri buna işaret etmektedir: "O, (düşmanla) karşılaştığında kaçmazdı." Çünkü cihat edebilmek uğruna oruç tutmayarak güç toplardı.
İbadetlerde derine dalmak ve aşırıya kaçmak yasaklanmıştır. Hayırlı olan ise sünnete bağlı kalmaktır.
İlim ehlinin çoğunluğunun (cumhurun) görüşüne göre, bütün yılı kesintisiz olarak oruçla geçirmek mekruhtur. Ancak kişi bu sebeple kendisini zorlar, bedenine zarar verir, nefsine ağır yük yükler, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetinden yüz çevirir ve kendi uygulamasının sünnetten daha faziletli olduğuna inanırsa, bu durumda haram olur.
Arapça açıklama
بَلَغَ النبيَّ صلى الله عليه وسلم أنَّ عبدَ الله بن عمرو رضي الله عنهما كان يَسْرُدُ الصومَ ولا يُفطر طوال السنة، ويصلي الليل كله ولا ينام، فنهاه عن ذلك وقال له: صم وأفطر، وقم ونم.
ونهاه عن سَرْدِ الصيام وقيام الليل كله، وقال له: إنك إن فعلت ذلك ضَعُفَتْ له عينُك وغارَتْ ودَخَلَتْ، ونَفِهَتْ له نفسُك وتَعبِتْ وكَلَّتْ؛ فلا صام من صام السنة؛ حيث إنه لم يحصل على أجر الصوم لمخالفة النهي، ولم يفطر لأنه أمسك.
ثم أرشده إلى صيام ثلاثة أيام من كل شهر فهو صوم السنة؛ لأن كل يوم بعشرة أيام وهو أقل المضاعفة للحسنة.
فقال عبدالله: إني أستطيع أكثر من ذلك.
قال صلى الله عليه وسلم: إذن فصم صوم داود عليه السلام وهو أفضل الصيام، كان يصوم يومًا ويفطر يومًا، وكان لا يَفِرُّ إذا لاقى العدو؛ لأن طريقة صومه لم تُضعِفْ بدنَه.
صيام ثلاثة أيام من كلِّ شهر كصيام السنة كلها، وذلك لأنَّ الحسنة بعشرة أمثالها، فتكون ثلاثين يومًا، فإذا صام من كل شهر ثلاثة أيام فكأنه صام السنة كلَّها.
من أساليب الدعوة إلى الله الترغيب في العمل وذكر ثوابه وثواب المواظبة عليه.
قال الخطابي: مُحَصَّل قصة عبد الله بن عمرو أن الله تعالى لم يَتَعَبَّد عبدَه بالصوم خاصة، بل تعبده بأنواع من العبادات، فلو استفرغ جهده لَقَصَّرَ في غيره، فالأولى الاقتصاد فيه ليستبقي بعض القوة لغيره، وقد أشير إلى ذلك بقوله عليه الصلاة والسلام في داود عليه السلام: "وكان لا يفر إذا لاقى"؛ لأنه كان يتقوى بالفطر لأجل الجهاد.
النهي عن التعمق والتكلف في العبادة، والخير التزام السنة.
مذهب جمهور أهل العلم كراهية صوم الدهر، ويكون حرامًا إذا شَدَّدَ على نفسه وأَضَرَّ بها وحَمَل عليها، ورَغِبَ عن سنة نبيه صلى الله عليه وسلم، واعتقد أن غير سنته أفضل منها.
السنن الكبرى للنسائي (2680)تقوم الليل وتصوم النهار ، لا صام من صام الأبد ، صم من كل شهر ثلاثة أيام ، قلت : زدني ، قال : صم من كل شهر خمسة أيام قلت : زدني ، قال : أفضل الصيام صوم داود ، يصوم يوما ، ويفطر يوم ، ولا يفر إذا لاقى
Abdullah b. Amr b. el-Âs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e benim şöyle dediğim haber verilmiş: Allah’a yemin ederim ki, yaşadığım sürece gündüzleri muhakkak oruç tutup, geceleri de ibâdet ve tâatle uyanık geçireceğim. Bunun…