أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ ـ رضى الله عنه ـ أُتِيَ بِطَعَامٍ وَكَانَ صَائِمًا فَقَالَ قُتِلَ مُصْعَبُ بْنُ عُمَيْرٍ وَهُوَ خَيْرٌ مِنِّي، كُفِّنَ فِي بُرْدَةٍ، إِنْ غُطِّيَ رَأْسُهُ بَدَتْ رِجْلاَهُ، وَإِنْ غُطِّيَ رِجْلاَهُ بَدَا رَأْسُهُ ـ وَأُرَاهُ قَالَ ـ وَقُتِلَ حَمْزَةُ وَهُوَ خَيْرٌ مِنِّي، ثُمَّ بُسِطَ لَنَا مِنَ الدُّنْيَا مَا بُسِطَ ـ أَوْ قَالَ أُعْطِينَا مِنَ الدُّنْيَا مَا أُعْطِينَا ـ وَقَدْ خَشِينَا أَنْ تَكُونَ حَسَنَاتُنَا عُجِّلَتْ لَنَا، ثُمَّ جَعَلَ يَبْكِي حَتَّى تَرَكَ الطَّعَامَ.
Oruçlu olduğu bir gün Abdurrahman İbn Avf -radıyallahu anh-'ın önüne (mükellef bir iftar) sofrası getirdiler. O (sofraya şöyle bir baktı ve sonra) şunları söyledi: Musab İbn Umeyr Uhud savaşında şehit edildi. O benden daha iyiydi. Ama kefen olarak bir kaftandan başka bir şeyi yoktu. Onunla başı örtülse ayakları, ayakları örtülse başı açıkta kalıyordu. Sonra dünyalık olarak her şey önümüze konuldu -ya da dünyalık olarak her şey bize verildi- (şimdi bunca nimetler önüme getiriliyor). İyiliklerimizin karşılığı dünyada peşin verilmiş olmasın! Bundan endişelenmekteyiz, deyip ağlamaya başladı. Hatta yemeğini de yemedi, terk etti.
Hadisin anlamı: Abdurrahman İbn Avf -radıyallahu anh- bir gün oruç tutuyordu. İftar vakti olduğunda ona yemek getirdiler. Genellikle oruçlu olan kimse aç olduğu için yemek yemek ister. İşte o esnada önceki sahabelerin durumlarını hatırladı. Kendisi de ilk sahabelerden ve ilk muhacirlendendi. Ancak nefsini hakir gördüğü için, tevazusundan ve de fakirliği ve sabrı seçmesinden dolayı Mus’ab bin Umeyr benden daha hayırlıydı dedi. Ancak Alimler cennetle müjdelenen on sahabenin diğer sahabelerden daha faziletli olduğunu beyan etmişlerdir. Mus’ab -radıyallahu anh- islamdan önce Mekke'deki anne babasının yanındaydı. Zengin bir ailenin oğluydu. Annesi ve babası gençlerin giyebileceği en iyi elbiseleri giydiriyorlardı. Onu el üstünde tutuyorlardı. Müslüman olunca ailesi onu reddedip kovdu. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile hicret etti ve muhacirlerle beraber oldu. Mekke'deki ailesinin yanında en güzel elbiseleri giyerken orada bir tek yamalı elbisesi vardı. Ancak o, bütün bu zenginliğini bırakıp Allah’a ve Rasûlüne hicret etmişti. Uhud savaşında Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve selem- sancağı ona teslim etmişti. O bu savaşta şehit düştü. Yanında bir kaftanı -elbisesi- vardı. Bu elbiseyle başını örttüklerinde -kısa olmasından dolayı- ayakları açıkta kalıyor, ayaklarını örttüklerinde ise başı açık kalıyordu. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- başının elbiseyle, ayaklarının da (bilinen bir bitki olan) ayrık otuyla örtülmesini emretti. Abdurrahman İbn Avf -radıyallahu anh- Mus’ab İbn Umeyr’in halini hatırlıyor ve ardından şöyle diyordu: “Onlar geçip gittiler. Allah Teâlâ’nın geride kalanlara dünyadan nasip ettiği ganimetlerden bir şey almadılar.” Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Bir de elde edeceğiniz pek çok ganimet…” Fetih Suresi: 19. Ardından Abdurrahman İbn Avf -radıyallahu anh- şöyle dedi: “İyiliklerimizin karşılığını daha dünyadayken peşin olarak verilmesinden korkuyoruz.” Yani hakkında şu sözlerin söylendiği zümreye dahil olmaktan korkuyoruz: “Her kim bu geçici dünyayı dilerse orada ona, dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir, sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız”. (İsra suresi: 18) Ya da “Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz.” (Ahkaf Suresi: 20) Ömer –radıyallahu anh-’dan da rivayet edildiği gibi, bu korku sahabenin tamamında ardı. İşte bu yüzden Abdurrahman İbn Avf -radıyallahu anh- da iyiliklerinin karşılığının dünyada verilmesinden korkmuş, kendinden önceki salih olan kimselere kavuşamamaktan korktuğu için ağlamış ve sonra da yemeği terk etmiştir.
Arapça açıklama
معنى هذا الحديث: أن عبد الرحمن بن عوف رضي الله عنه كان في يوم من الأيام صائمًا، ولما حان وقت الإفطار جيء له بالطعام، والصائم يشتهي الطعام عادة، ولكنه رضي الله عنه تذكر ما كان عليه الصحابة الأولون، وهو رضي الله عنه من الصحابة الأولين من المهاجرين رضي الله عنهم، لكنه قال احتقارًا لنفسه قال: إن مصعب بن عمير رضي الله عنه كان خيرا ًمني تواضعاً وهضما لنفسه، أو من حيثية اختيار الفقر والصبر، وإلا فقد صرح العلماء بأن العشرة المبشرة أفضل من بقية الصحابة.
ومصعب رضي الله عنه كان قبل الإسلام عند والديه بمكة وكان والداه أغنياء، وأمه وأبوه يلبسانه من خير اللباس: لباس الشباب والفتيان، وقد دللاه دلالاً عظيماً، فلما أسلم هجراه وأبعداه، وهاجر مع النبي صلى الله عليه وسلم، فكان مع المهاجرين، وكان عليه ثوب مرقع بعدما كان في مكة عند أبويه يلبس أحسن الثياب، لكنه ترك ذلك كله مهاجراً إلى الله ورسوله.
وأعطاه النبي صلى الله عليه وسلم الراية يوم أحد، فاستشهد رضي الله عنه، وكان معه بردة- أي ثوب- إذا غطوا به رأسه بدت رجلاه- وذلك لقصر الثوب- وإن غطوا رجليه بدا رأسه، فأمر النبي صلى الله عليه وسلم أن يستر به رأسه وأن تستر رجلاه بالإذخر؛ نبات معروف.
فكان عبد الرحمن بن عوف يذكر حال هذا الرجل، ثم يقول: إنهم قد مضوا وسلموا مما فتح الله به من الدنيا على من بعدهم من المغانم الكثيرة، كما قال تعالى: ( ومغانم كثيرة يأخذونها ).
ثم قال عبد الرحمن بن عوف رضي الله عنه: "قد خشينا أن تكون حسناتنا عجلت لنا" أي: خفنا أن ندخل في زمرة من قيل فيه: (من كان يريد العاجلة عجلنا له فيها ما نشاء لمن نريد ثم جعلنا له جهنم يصلاها مذمومًا مدحورًا) أو قوله تعالى: (أذهبتم طيباتكم في حياتكم الدنيا واستمتعتم بها). كما جاء عن عمر رضي الله عنه، وهذا لما كان الخوف غالباً عليهم فخشي رضي الله عنه أن تكون حسناتهم قد عجلت لهم في هذه الدنيا، فبكى خوفاً وخشية أن لا يلحق بمن تقدمه من الصالحين، ثم ترك الطعام رضي الله عنه.
تواضع الصحابة -رضي الله عنهم- وكمال فضلهم حيث كان أحدهم يرى نفسه آخر الناس، وإلا فعبد الرحمن بن عوف من المشرين بالجنة، وهو أفضل من مصعب لا سيما أن غناه كان وسيلة لنفع المسلمين -رضي الله عنهم أجمعين-.
الحث على التقلل من الدنيا وزينتها والحذر من التوسع في الدنيا من الاشتغال بها والتقصير عن الواجبات بسببها، وعدم شكر المنعم عليها بترك أداء ما وجب فيها من حقوق.
استحباب تذكر سِيَر الصالحين والزهاد ليقلل الإنسان من تمسكه بالدنيا.
بيان فضل السابقين الأولين كمصعب بن عمير وحمزة بن عبد المطلب وغيرهما ممن قتل في سبيل الله في أول الأمر.
ينبغي على المرء أن يذكر أصحابه وإخوانه بجميل فعالهم وحسن مناقبهم وأن يستغفر لهم وأن يتجنب ذكر ما يسوؤهم أو يتنقصهم.
شدة خوف الصحابة -رضي الله عنهم-، فهذا عبد الرحمن بن عوف وهو أحد المبشرين بالجنة كان صائما، وها هو يتذكر إخوانه من السابقين، وهو يخشى على نفسه ألا يتقبل منه، وأن تكون حسناته قد عجلت له في الدنيا.
ينبغي على المرء أن ينظر في الطاعة إلى من فوقه، وفي أمور الدنيا بمن دونه ليبقى حريصا على الاستكثار من الطاعة شاكرا لأنعم الله وجزيل فضله.
فيه ما كان عليه بعض الصحابة -رضي الله عنهم- من الفقر.
وعن إبراهيم بن عبد الرحمن بن عوف أن عبد الرحمن بن عوف، رضي الله عنه ، أتي بطعام وكان صائما، فقال: قتل مصعب بن عمير رضي الله عنه، وهو خير مني، فلم يوجد له ما يكفن به إلا بردة إن غطى بها رأسه بدت رجلاه، وإن غطى بها…